15 Temmuz 2011 Cuma

SOSYOLOJİ VE FELSEFE MEZUNLARI REHBER ÖĞRETMEN OLABİLİR Mİ TARTIŞMASI

images?q=tbn:ANd9GcRe3aVYw7tkBCdJH7FAxuvbz9HsimdIhTxGEubldccystKrlKSQJg

Milli Eğitim Bakanlığı, rehber öğretmen açığını kapamak için sosyoloji ve felsefe mezunlarından rehber öğretmen alacağını açıkladı.

Bunun üzerine bir tartışma başladı.

PDR Derneği, bu kararın yanlış olduğunu söylüyor. Buna karşı mücadele veriliyor.

PDR (Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü) mezunları bu mücadeleyi destekliyor.

Sosyoloji ve felsefe mezunları üzgün…

Çünkü yıllardır dershanelerde ve özel okullarda düşük ücretle rehber öğretmen olarak çalışıyorlar. Bakanlık kadrolarında çalışmak söz konusu olduğunda, hayır, sen bu işi yapamazsın, çünkü sen PDR mezunu değilsin deniyor.

Üniversitelerimizde doğru bir planlama yok.

Sosyoloji ve felsefe mezunları neden Türkiye’de işsiz kalıyor?

Avrupa’da böyle bir durum var mı?

Toplum mühendisleri dediğimiz adamlar kim? Toplumları kim yönlendiriyor?

Güçlü devletler bütün bunları sosyoloji, felsefe mezunları olmadan mı yapıyor?

Bizdeki durum içler acısı…

Bir ülkenin ne kadar sosyoloji ve felsefe mezununa ihtiyacı vardır?

Bunu bilmek o kadar zor mudur?

Belli ki, YÖK denen kurumumuz ve üniversitelerimiz bu planlamayı doğru yapamıyor.

Amaç herkese üniversite bulmak mı?

Her yere üniversite açalım. Her bölümün sayısını ikiye, üçe katlayalım. Yeter ki gençler açıkta kalmasın.

Sonra ne olacak?

Her tarafı verimli topraklarla dolu ülkemizde ziraat mezunları iş bulabiliyor mu?

Nedir ziraat mezunlarını issiz bırakan şey?

İşsizliğin siyasal nedenleri nelerdir?

Pancar, pamuk ekmeyin diyorlar, tütün ekmeyin diyorlar.

Domatesin, mısırın ağaları var artık.

İsrail tohum ağası oldu.

Herkese fasulye ektirmezler. Ektin diyelim, kime satacaksın?

Herkesi pazara sokmuyorlar.

Büyük işletmeler istemeden bir tarla üzüm yetiştirirsen ezilirsin.

Elindeki üzümle ortalık yerde kalıverirsin.

Eşek bile bulamazsın üzümlerini yedirecek.

Böyle bir ortamda gençlere şu deniyor:

Devlet herkese iş vermek zorunda değildir.

Ne güzel. Artık herkes kendi işini kurmalı, yaratıcı olmalı.

Gel de böyle bir ortamda yaratıcı ol.

Paran yoksa ağzınla kuş tutsan bir şey yaratamazsın.

Yaratıcı olmak için paran olacak.

Gelelim sosyoloji mezunlarına.

Yurt dışında birçok alanda sosyoloji felsefe mezunu çalıştırıldığını biliyoruz.

İnsanın olduğu her yerde sosyoloji ve felsefe mezununa ihtiyaç var.

Sosyoloji bilmeden, felsefe bilmeden insan nasıl insan olabilir ki?

Bu eğitimleri almayan toplumlar sürü mantığıyla yönetiliyor.

Dünyanın her yerinde olan şey bu…

Sosyolojinin ve felsefenin önemsenmediği bütün ülkeler ekonomik ve siyasal olarak işgal edilmiş durumda.

Sosyolojiyi, felsefeyi nerede ve nasıl kullanacağını bileceksin.

Büyük şehirlerimizin hali ortada...

Kültür şoku insanları ne hale getiriyor.

Almanya’ya giden yurttaşlarımız kültür şoku mağduru oldu. Büyük çoğunluğu dine sarıldı. Bulundukları toplumun kurallarına uymakta zorlandılar.

Kimse onları bu konuda bilgilendirmedi.

İnsanlarımız, hacıların, hocaların eline emanet edildi.

Neredeydi sosyoloji mezunlarımız?

Neden olara iş verilmedi?

İnsan kalitesi giderek azalıyor.

Zamanın büyük çoğunluğunu internet başında geçiren bir nesil yetişiyor.

Ruh sağlığının bütün sorunları psikolojiyi aşar.

Bir insanı işsizlikten kurtarmadan ruh sağlığını düzeltemezsiniz.

Binlerce işsizimize sosyal destek nasıl sağlanacak?

İnsanlar nasıl yeniden düşünmeye başlayacaklar?

Bunların tümü sosyoloji ve felsefe mezunlarının işi…

Yeteri kadar rehber öğretmen olsaydı, PDR Derneği haklıydı.

Alan mezunlarını bırakıp, alandan olmayanların rehber öğretmen olarak atanması doğru olmazdı. Sorun, okullarımızda yeterli rehber öğretmenin olmaması.

Bu durumda ne yapalım?

Sosyoloji ve felsefe mezunları rehber öğretmen olmasın diye ayak diremeye devam mı edelim? Gençlerimiz okullarda yalnız, aileler, anne baba eğitiminden yoksun?

Sosyoloji ve felsefe mezunları bu kadar mı boş, okullarında hiç mi bir şey öğrenmediler?

Bütün PDR mezunları çok güzel mi rehber öğretmenlik yapıyor?

Gidin okulları bir dolaşın, ailelere, öğretmenlere sorun.

İşini doğru dürüst yapmayan, yapamayan birçok rehber öğretmen çıkacaktır karşınıza.

Bütün meslekler için geçerlidir bu.

Nasıl ki, bütün tıp mezunları iyi doktor olur diyemezsek, aynı şeyi rehber öğretmenler için de söylemek mümkün.

Kaldı ki sosyoloji ve felsefe alanları psikolojiyle iç içe geçmiştir.

Felsefe ve sosyoloji alanında kendini yetiştirmiş birinin rehber öğretmen olarak çalışmasında sakınca yoktur.

Daha önceki yıllarda, farklı fakültelerden mezun olanlar, formasyon eğitimleri bile yokken öğretmen olarak atandılar.

Bu öğretmenler işlerini kötü mü yapıyor şimdi?

En iyi öğretmenler, öğretmen yetiştiren fakültelerden çıkar diye bir kural mı var?

O zaman herkesi öğretmen mi yapalım?

Tabi ki hayır!

Öyle zamanlar olabilir ki, “mesleğimizin saygınlığı yok ediliyor” demenin kimseye yararı olmaz.

Bütün okulları kapattığımızı düşünelim.

Herhangi biri çocuğuna okuma yazma öğretir mi, öğretir.

Senden başka doktor olmasa, yanında duran birine doktorluğu öğretmeye çalışır mısın? Çalışırsın!

Ne yapalım ki durum bu?

Zamanında önlem alınmamış, yeteri kadar rehber öğretmen yetiştirilmemiş.

O zaman buna bir çözüm bulmak gerekiyor.

Eskiden, öğretmen yokluğunda, okuma yazması olan herkesi öğretmen yaparlarmış.

Yapmayıp da ne yapacaksın?

Önce öğretmen yetiştireyim, sonra okuma yazma eğitimi vereyim mi diyeceksin?

Sen bekleyebilirsin ama hayat beklemez.

Liselerimizin sorunları giderek artıyor, öğrencilerin birileriyle konuşmaya ihtiyacı var.

Bu kişiler kim olmalı?

Hacılar, hocalar, üfürükçüler mi yoksa sosyoloji, felsefe mezunları mı?

Bence felsefe ve sosyoloji mezunları…

İsmet Soylu

1 yorum:

Ercan TEKİN dedi ki...

İsmet Soylu kimdri_